02/12/2014 0:52
‘Her insanın mutlaka bir zaafı vardır. ’ İstihbarat dünyasında herkesçe bilinen bu ilke, bu yazımızın da çıkış noktalarından biridir. Devletler ve çıkar grupları arasındaki mücadelenin en akıl almaz boyutlarda yaşandığı bir mecra olan istihbarat, yüzlerce yıllık tarihsel gelişimi içerisinde en akla gelmez ve sinsi oyunların döndüğü bir alandır. Amaca ulaşmak için her türlü yolun meşru sayıldığı istihbarat dünyasında, genelde canlılar aleminin özelde insanoğlunun en büyük zaafı olan ‘Cinsellik, ’ şaşırtıcı kullanımı ve sonuçlarıyla geçmişten günümüze istihbaratın adeta vazgeçilmez enstrümanlarından biri olmuştur.

En popüler kullanımıyla insanların cinsel zaaflarını istismar ederek geliştirilen tuzaklara, istihbarat jargonunda ‘"honey trap", ’ Türkçe karşılığıyla ‘"bal tuzağı" adı verilmektedir.  Görünümü ve vaat ettiği hazlarla en sıkı ve sağlam iradeli insanların bile düşürülebildiği bu yöntemlere Antik Çin’den en Modern istihbarat yöntemlerini kullanan Mossad, Kgb-Fsb, Mı5, Bnd, Cıa gibi örgütlere kadar aktif ve sansasyonel bir şekilde rastlarız.

İstihbarat dünyasında cinsel tuzaklar ve cinselliğin kullanımı bu yazının boyutlarını ziyadesiyle aşar. Bu sebeple yazımızda yakın zamanda sistematik bir şekilde istihbarat dünyasında tedavüle sokulan ‘Romeo Ajanlar’’ konusunu ele almaya çalışacağız.

Romeo Ajanlar

Erkeklerin genel olarak cinsel zaaflarının esiri olduğu bilinen bir gerçektir. Ülkemizde de yakın zamanda bunun belli siyasi odaklara yönelik örnekleri hala hafızalardayken, Son olarak ABD Başkanı Bill Clinton ve İsrail nükleer sırlarını sızdıran Mordehay Vanunu’ya yönelik bal tuzağı tarzında istihbarat operasyonları efsanevi denilecek niteliktedir. Cinselliğin genel olarak erkeklere yönelik bu şekilde kullanımı söz konusuyken, madalyonun öte tarafında bayan devlet görevlilerini hedef alan ve kurulan istihbarat ağına düşürmeyi amaçlayan yüzünü ise Romeo ajanlar oluşturmaktadır.

Kadınların toplum hayatında pek yere edinmediği gerçeği göz önünde bulundurulduğunda geçmişte Romeo ajanlarla yapılan operasyonlara pek rastlanmamaktadır. Ancak sanayi toplumunun doğal sonucu olarak kadının da toplum hayatında yer almasıyla birlikte kadınlar da devlet ve ülke meselelerinde önemli noktaları temsil eder hale gelmişlerdir. Bilginin kutsal olduğu istihbarat camiasında kadının bu denli önem kazanması otomatik olarak yakışıklı ve cazibesine dayanılmayan erkek ajanların ön plana çıkmaları Romeo ajanları terminolojiye sokmuştur. Bu ajanlar etkili iletişim ve ikna becerilerini yakışıklılıkları ve fiziki göz alıcılıklarıyla birleştirerek hedefe koydukları kadınları kurdukları ağa düşürerek uzun süreli bilgi kaynağı haline getirmekteydiler. Hatırlanacağı üzere James Bond tarzı casusluk filmlerinde baş karakter bedensel kabiliyet ve kuvvetinin yanında daha çok cinsel cazibe ve etkileyiciliğini kullanmaktadır.

Romeo Ajanların Mimarı

Romeo ajanların istihbarat dünyasında yer almaları metodik bir doktrin olarak Doğu Almanya’da ortaya çıkmıştır. Kömünist ideolojiye sahip Doğu almanya’da bu iş için özel merkezler oluşturulmuş gerek toplum içinden bu fiziğe uygun gerekse de yetimhane ve çeşitli okullardan önceden seçilerek yetiştirilen çocuklar doğrudan bu amaçla kullanılmışlardır. Uzun yıllar Batı Bloku ülkelerine karşı kullanılan bu ajanlar aktif bir şekilde kullanılmış birçok büyük istihbarat operasyonu da bu sayede yapılmıştır. Romeo ajanların organize ve sistematik bir şekilde istihbarat jargonuna sokulması ‘Yüzü olmayan adam’ olarak biline Doğu Avrupa İstihbarat Örgütü Stasi’nin Şefi Markus WOLF’la başlar. 1950-1980 arası Batı ülkelerine 4000'e yakın ajan yerleştiren Wolf, ajanlarını özellikle yakışıklı erkekler arasından seçmekte ve bunları devlet dairelerindeki sekreterlerin zaaflarından yararlanarak kullanmaktaydı. Bu ajanlara Romeo ajanlar da denir. Hatıralarında "Eğer casusluk tarihine geçecek olursam, bu casuslukta cinselliğin kullanımını mükemmelleştirmekten olabilir. " demiştir.

En bilinen Romeo ajan operasyonlarından biri de Avustalya ‘da uzun yıllar Doğu Bloku adına casusluk yapan John Symonds’tur

Emekli Scotland Yard Dedektifi John Symonds’un yaptığı açıklamalar. İngiliz vatandaşı olan ve Gelibolu’da Türklere karşı savaşmış bir dedenin torunu olan John Symonds bir süre İngiliz ordusunda subaylık yaptıktan sonra istifa ederek polis teşkilatı Scotland Yarda katılıyor.

1970'’li yıllarda çalışan Symonds oldukça yakışıklı bir polis dedektifiymiş. Onun bu özelliği insanlarla kolay iletişim kurması ve paraya olan zaafı gibi faktörlerle birleşince İngiltere’deki KGB ajanlarının dikkatini çekiyor. KGB Symondsa büyük çapta paralar vererek onu kısa sürede devşiriyor ve

bir “Romeo ajanı” olarak kullanmaya başlıyor. 1970'’li yıllarda tam sekiz sene boyunca bizim yakışıklı dedektif Symonds KGB’den aldığı paralarla tüm dünyayı turluyor. Bu turları esnasında bazen zengin bir av düşkünü veya Kanadalı işadamı rollerini oynuyor. KGB ona iki görev veriyor. Bunlardan biri çeşitli ülkelerin kadın dışişleri mensuplarını tavlayarak onlardan gizli bilgi edinmek ikincisi de her gittiği ülkede sahte kimlikler yaratmak.

1978 senesinde Symonds artık oldukça tecrübeli bir ajan olarak Avustralya’ya gidiyor. İkinci Dünya savaşında ölmüş bir Avustralya askerinin ismi olan Raymond Everett sahte kimliğini kullanarak tüm ülkeyidolaşıyor ve sosyete çevrelerinde su gibi para harcayarak ismini duyuruyor. Symondsun buradaki görevi tam bir Avustralyalı görünümünde yetiştirilen KGB ajanları için sahte kimlikler yaratmak.

Gönderilen ajan Nüfus daireleri, Ehliyet Büroları veya Pasaport daireleri gibi yerlerdeki memurları kandırarak veya ayartarak bu tamamen orijinal belgeleri edinir. Daha sonra edinilen bu belgeler merkeze gönderilerek bu isimleri kullanacakajanlar özel olarak yetiştirilir. Symonds yakışıklılığını ve lüks yaşam tarzını kullanarak Avustralya’da ayarttığı kadın memurlar sayesinde pek çok pasaport ve nüfus cüzdanını Moskova’ya göndermiş. Moskova KGB merkezinde ünlü KGB ajanı ve daha sonra Rusya’ya kaçan İngiliz diplomat Kim Philby gözetiminde bu iş için seçilen 16-17 yaşındaki gençler bu kimliklere göre eğitilmişler. Bu Rus gençleri gidecekleri bölgenin aksanına varıncaya kadar dil eğitiminden geçirilip belgelerdeki doğum yerlerinin en ufak ayrıntılarına varıncaya kadar yetiştiriliyorlarmış . Bu kişiler daha sonra ellerindeki belgelerle gizlice Avustralya’ya sızdırılıp normal bir Avustralya genci gibi yaşamlarına başlamışlar. Bu ajanlar tam bir Avustralyalı gibi yetiştirildiklerinden ve belgeleri de eksiksiz olduğundan her ortama rahatça sızarak üniversitelere, orduya, şirketlere veya polis teşkilatlarına rahatça girmişler. Son olarak yakın zamanda Kıbrıs Rum Kesiminde gerçekleşen casusluk operasyonu dumanı üzereinde olması bakımından oldukça dikkat çekici ve bilgi verici bir örnektir.

Yakışıklı Rus ajan Sonja'yı tuzağa düşürdü.  BM tarihindeki en önemli belge hırsızlığının ardında Rum İstihbarat Teşikalatı'nın olduğu ortaya çıktı. BM Kıbrıs Özel Temsilcisi'nin sekreteri Sonja'nın yakışıklı bir ajan tarafından tuzağa düşürüldüğü belirtiliyor. Rus basınına göre, Birleşmiş Milletler Kıbrıs Özel Temsilcisi Alexander Downer'ın sekreteri Sonja yakışıklı bir Rus ajan tarafından tuzağa düşürüldü. Birleşmiş Milletler Kıbrıs Özel Temsilcisi Alexander Downer'ın yardımcısının bilgisayarındaki belgeler, bundan bir yıl önce çalınmış ve Rum basınında yayınlanmıştı. Rum gazetelerine göre KİP, Özel Temsilci Downer'ın yardımcısı Sonja Bachman'ı yakışıklı bir Rus ajan tarafından tuzağa düşürerek belgelere ulaştı.

Kategoriler:

Yapılan Yorumlar

Henüz kimse yorum yapmamış.

Bu sayfada yer alan bilgilerle ilgili sorularınızı sorabilir, eleştiri ve önerilerde bulunabilirsiniz. Yeni bilgiler ekleyerek sayfanın gelişmesine katkıda bulunabilirsiniz.

Yorum Yapın

Güvenlik Kodu
Coğafya Tarih Sitesi Matematik Sorusu Türkçe Sitesi